Ahmet Arslan
NASIL SAVAŞ MUHABİRİ OLDUM?
22 Mart 2026, Pazar
Suriye’deki çatışmalı ortamın normale dönmesiyle birlikte artık savaş ve çatışma haberlerini paylaşmaktan vazgeçerek; çiçek-böcek, Ekrem İmamoğlu ve “CHP’lilerin hâllerine” ilişkin haberler, uçak ve Bebek Otel partileri, kozmoloji ve astronomi paylaşımları yapma hayalleri görüyordum.
Hiç kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde İran savaşı çıktı karşımıza.
Normalde bir “çiçek-böcek paylaşımcısı” olarak 2016 yılından itibaren Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı operasyonlarını görmezden gelemedim. Sonra Irak’ın kuzeyindeki Pençe operasyonları başladı.
Doğrudan bizi ilgilendiren çatışmalara ilişkin paylaşımlarda bulunurken bu kez de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesiyle karşı karşıya kaldık. O dönemde, resmî açıklamalar dışında tam bir “saha muhabiri” gibi paylaşımlar yapmıştım. Doğru haber kaynaklarını takip ederek bazı haberleri Türk ve Avrupa basınında ilk kez ben paylaştım. Bu konuda hiç de mütevazı olmayacağım. Bazı haberlerim, canlı yayınlardaki “her konunun uzmanları” tarafından “Şu anda sahadaki kaynaklarımdan aldığım bilgiye göre…” şeklindeki ifadelerle intihal edildi.
O günlerde, “Ukrayna savaşı artık rutine döner. İran-Irak Savaşı gibi ayda yılda bir hatırlanır. Savaşın bittiği açıklandığı zaman insanlar ‘Böyle bir savaş mı vardı?’ derler.” şeklinde bir öngörüde bulunmuştum. Nitekim öyle oldu. Artık kimse Ukrayna’da ne olup bittiğini önemsemiyor.
Ukrayna’dan sonra beni ve camiamızı çok yakından ilgilendiren 2. Karabağ Savaşı başladı. Bu savaş süresince de oldukça aktif paylaşımlar yaptım. Çünkü bizi doğrudan ilgilendiren bu savaş boyunca hem küresel ölçekte hem de ülkemizde Ermenilere destek veren yalan haberler hızla yayılıyordu. Hem bunlarla mücadele etmek hem de sahadaki gelişmeleri anında paylaşabilmek için neredeyse 20 saat bilgisayar başında kaldım. Bugünlerde İlham Aliyev’in Ağlama Duvarı’ndaki sahte fotoğrafını paylaşan kripto piçler ve İrancı çevreler, bugünkü iftiralarını aynen o dönemde de tekrarlıyorlardı. Alenen “Ermenicilik” yapıyorlardı.
Neyse, Allah’tan yenildiler de sesleri kesildi.
Ama Karabağ hezimetinin acısını şimdi çıkarmaya çalışıyorlar. Aliyev ile ilgili olarak sahte fotoğraflar yayımlıyorlar. Her fırsatta Azerbaycan’a saldırıyorlar. Ermenistan bile artık barış anlaşmasının eşiğindeyken, kriptoların kuyruk acıları dinmiyor.
Sonraki yıllarda TSK’nın Irak’ın kuzeyindeki Pençe operasyonları boyut değiştirerek giderek derinleşti. Bu sahadaki gelişmeleri de hızlı bir şekilde paylaşmaya çalıştım.
Müteakiben Suriye devrimi gerçekleşti ve geçen yıl sonu başlayan gelişmeler yaşandı. Tam Suriye stabilize oluyor derken İran meselesi patladı.
Çatışma haberlerini takip etmek insanı çok yoruyor. Şimdilik İran coğrafyasına ilişkin kalıcı izdüşümler oluşmuyor ama Ukrayna’daki şehir ve kasabaları ezberlemiş; her birine direniş seviyelerine, kayıplarına vs. ilişkin karakter atfetmiştim. Mariupol, Melitopol, Zaporijya, Harkiv, Herson vs. gibi şehirler artık rüyama giriyordu.
İran meselesi ne kadar devam eder, bilmiyorum; ama ülkemizi çok yakından ilgilendirdiği için elimden geldiği kadar dikkatimi ve enerjimi vermeye çalışacağım.
Sonrasına artık Allah kerim!