Ahmet Arslan
CHP’DE İKİ BELEDİYE BAŞKANI KRİZİ
02 Nisan 2025, Çarşamba
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun tasfiye edilerek Özgür Özel’in Genel Başkan olmasıyla esasında “İkinci Belediye Başkanı Krizi” hortladı. Ekrem İmamoğlu’nun Özgür Özel’i genel başkan yaptırmasıyla CHP üzerindeki vesayeti de fiilen başlamış oldu.
Ben 29 Ocak 2005'te yapılan 13.Olağanüstü Kurultayın öncesini çok yakından takip etmiştim. Balkanlarda, Kafkaslarda ve Orta Asya’da renkli devrimler yaptıran Soros, Türkiye gibi imparatorluk bakiyesi ülkelerde de ulus devleti tasfiyeye müzahir kadrolar istiyordu. Bütün partilerin başına böyle tek tip liderlerin gelmesini istiyordu.
O dönemde MHP’de de Büyük Kurultay hazırlıkları vardı.
Sarıgül’ün CHP’ye genel başkan adaylığı aslında, Türkiye’nin rantı en yüksek ilçesinde iki dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra edindiği servetle CHP’yi ele geçirmesi, CHP’de konmasından başka bir şey değildi. Süreci hatırlayanlar bilir, poşetlerle dolar dağıtıldığı konuşulmuştu.
O dönemde MHP’de de Büyük Kurultay hazırlıkları var demiştim. 28 Şubat’ın teorisyenlerinden Alan Makovsky, tam da o sıralar Shereton Otelinin 4. Katında bir karargâh kurmuş ve her iki partinin de kurultayına müdahil olmaya çalışıyordu. Bu bilgiyi o tarihte müstear isimle yazarlık yaptığım bir gazetede paylaşmıştım. Bu bilgi başka bir zamanda değerlendirilmek üzere şimdilik bir kenarda kalsın.
Neyse, CHP’nin 13.Olağanüstü Kurultayı çok kritik geçti. Kurultay salonunda bile poşetlerle dolarlar dağıtıldığına şahit olanlar ortaya çıktı. Baykal partiyi zor kurtardı. Bu Kurultay’da Baykal 674 oy alırken, Sarıgül 460 oy aldı.
Ekrem İmamoğlu da ideolojik amorfluk konusunda Sarıgül’den farklı değildi. Hatta solculuk arkaplanı açısından Sarıgül’den kaç kat geriydi. Sarıgül belki altı okun üçünü sayabilirdi ama İmamoğlu bir tanesini bile zor sayardı.
Neyse Canan Kaftancıoğlu’nun “örgütçü çevrelerin de” desteğini sağlayarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yaptığı İmamoğlu önce Kaftancıoğlu’nu müteakiben de Kılıçdaroğlu ve kadrosunu tasfiye etti.
Özgür Özel’i de aslında CHP’ye değil, kendisine genel başkan seçtirdi. Hiçbir riske girmeden partideki asıl güç sahibi kendisi olacaktı. Zaten bunlar son 6-7 senedir ince ince planlanmıştı.
Tabi Özgür Özel’i genel başkan yaparken, kendisini de kafadan Cumhurbaşkanı Adayı ilan ediyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin hâkim olduğu Türkiye’de CHP kurultayı tamamen tiyatroya dönmüş ve Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Adaylığının ilanını sağlamıştı.
Ama bu kurultalyda Sarıgül örneğinde olduğu gibi paralar poşetlerle değil, balyalarla dağıtılmıştı. Delege pazarlıklarında ki yüzbinler, “cami derneğine mi vereceğiz, pavyonda karılarla yiyeceğiz” duyarlılığındaki son model devrimci ve kart zampara CHP delegelerine dağıtılmıştı. Bu hususta para kuleleri, birinci elden itiraflar, tapeler vs. meseleyi izaha yeter herhalde.
Şimdi melese adliyeye intikal ettiği için çarşı karıştı ve CHP’nin istikbali karanlık. İkinci Belediye Başkanı krizi daha büyük bir tehlikeye sebep oldu ve CHP an itibariyle beka sorunu yaşamaya başladı.
Ekrem İmamoğlu, Mustafa Sarıgül gibi elde ettiği servetle sadece CHP’yi ele geçirmeyi hedeflemedi. Ülkeyi de ele geçirmeyi hedefledi. Bunun sahip olduğu servet ile öncelikle partiyi dizayn etti, sonra da seçimlere üç sene varken aday olarak ortaya çıktı.
2005 yılındaki 13. Olağanüstü Kurultay’da olduğu gibi “CHP’nin sahipleri” kaynağı belli olmayan servetinden başka bir şeyi olmayan nevzuhur birisine partilerini teslim etmediyse, ülkenin sahipleri de devleti teslim edecek değildi.
Kimliği, kişiliği ve serveti karanlık, tahsilsiz, sonradan görme birisine İmparatorluk bakiyesi, bölgesel güç olan bir ülke teslim edilemez.
İki kez servetiyle parti ve ülke yönetimini ele geçirme giriminin de “sol bir parti” olan CHP’de ortaya çıkması da ilginç doğrusu.