Ahmet Arslan
10. YILDÖNÜMÜNDE 15 TEMMUZ İHANETİ
17 Temmuz 2026, Cuma
On beş Temmuz ihaneti yaşanalı 10 yıl olmuş. Her ne kadar “daha dün gibi” gelse de hafıza-i beşer nisyan ile malul olduğu için, daha dün yaşananlara ilişkin ciddi bir unutkanlık ve/veya bilgi kirliliği sözkonusudur.
İnsanımız bilgiyle, fikirle değil de duygularıyla motive olduğu için, sebep-sonuç ilişkisi gerektirmeyen malumatların etkisinde kalıyor. Dolayısıyla inanmaktan daha ziyade kabul etmesi daha kolay “şeyleri” değil de en saçma sapan “şeyleri” kabule daha elverişli.
Bu noktada en saçma bir iddiaya ilişkin bir algının dahi oluşmasından sonra değiştirilmesi çok zor.
Çünkü bizde “inanç alanları” ile “kanaat alanları” ayrı değildir. Bu alanlar iç içe geçmiştir. En basit bir olaya ya da olguya ilişkin kanaatimizi, “inanç gibi savunur”, kavgasını veririz.
Gündelik hayata ilişkin bir kabulümüz inanç alanımız içinde değildir ve olmamalıdır da. Her kanaat ya da kabulümüz ortaya yeni çıkan bilgi ve bulgulara göre değişebilmelidir.
Kaldı ki rahmetli Erol Güngör’ün dediği gibi, imandan şüpheye değil de şüpheden imana gitmemiz gerekir. Yani her kabulümüzden önce şüphelenelim. Hata eleme süreçlerini geçerek gerçeğe ulaşmaya çalışalım. Tahkiki iman olmadan, taklidi imanla kabul ettiğimiz değerler dizgelerinden önce şüphelenmeye başlayıp, sonra tümden savrulmak kuvvetle muhtemeldir.
Bu girişten sonra 15 Temmuz ihanetine ilişkin kamuoyundaki kuşku ve itirazlara yönelik bazı açıklamalarda bulunmaya çalışacağım.
15 TEMMUZ’U KİM TERTİPLEDİ?
Bu hususta mahkemelerdeki yüzbinlerce sayfalık deliller ve belgeler bu ihanetin arkasında FETÖ’nün olduğunu olgusal ve mantıksal şekilde ispatlamaktadır.
Adil Öksüz’ün tertipteki rolü, FETÖ’nün Akıncı Üssündeki sivil imamları ve bunların emniyetteki ifadeleri, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile 2. Başkan Yaşar Güler’in yaver ve özel kalem müdürleri ile korumalarının emniyet ifadeleri adresi net bir şekilde göstermektedir.
Yine darbe girişiminden önce Adil Öksüz ile kimi darbeci generaller ve subayların toplantı yaptıkları örgüt evlerinde Öksüz’ün parmak izinin bulunması ve toplantılara katılanların itirafları her şeyi açıkça ortaya koymaktadır.
MİT’in kumpası öğrendiğini sezen Akıncı Üssündeki sivil imamlardan Kemal Batmaz’ın girişimi iptal ettirmek için, örgütün Pensilvanya’daki inini defalarca araması ama teröristbaşı Gülen’e ulaşamadığı için mesaj bırakması başka bir delildir.
Bu konularda yığınla bilgiler var. İtiraflar var. Mustafa Özcan ile Adil Öksüz’ün Fetullah Gülen’i darbeye nasıl ikna ettiklerine ilişkin tanıklıklar, açıklamalar var.
Ayrıca bütün bu hususlarda teröristbaşı Gülen’in öz yeğeni Ebuseleme Gülen, sır kâtibi Osman Şimşek ile örgütün önde gelen sözde gazetecilerinden Kamil Maman ve Ahmet Dönmez’in açıklamaları var.
Bizzat örgüt içindeki bazı FETÖ’cüler dahi kumpası terör örgütünün tertiplediğini kabul ederken, Türkiye’deki CHP’lilerin hala “tiyatro” demesi gafletten de öte delalettir.
AKŞAM DOKUZDA DARBE Mİ OLUR?
Olmaz.
Zaten olamayacağı için de ihanet başarıya ulaşamadı.
Peki neden akşam dokuz gibi Ankara’da F-16 uçakları başımızdan uçtu, sonik patlamalara sebep oldu?
Açıklayalım.
Kalkışma sabaha doğru saat 03.00 gibi planlanmıştı. Bütün birliklere ve kişilere hazırlıklarını buna göre yapma talimatı verilmişti. Hatta Ankara ve İstanbul’da televizyon yayınlarını kesecek örgütün televizyonu STV’nin teknik personeline de.
Okuyucuyu teferruata boğmamak için uzun uzadıya anlatmıyorum. Öğleden sonra Ankara’daki Kara Havacılık Okulunda o gün için sadece FETÖ’cü personel görevlidir. FETÖ’cü olmayanlara izin verilmiş, tatildeki FETÖ’cüler ise göreve çağrılmıştır.
Buradaki helikopter pilotlarına, “MİT’e giderek, müsteşar Hakan Fidan’ın alınması” ile başka noktalardaki görevlilerin enterne edilmesi talimatı verilir.
Fakat içlerinde O.K isimli bir vatan evladı (Binbaşı rütbesindeki bu asker 15-15 Aralık kumpasından sonra örgütle gönül bağını koparmıştır) karargahtaki bu hazırlığı ihbar etmek için MİT’e gider. Nizamiyede’de epeyce bekletilir. “İnandırıcılığı” test edilinceye kadar bayağı vakit geçer.
O tarihlerde yine FETÖ tarafından sık sık sahte darbe ihbarları yapıldığı için, kimse bu yeni ihbarla devleti ayağa kaldırmayı da uygun görmez. Fakat O.K’nın ihbarı dönemin müsteşarı Hakan Fidan’a intikal edince, Fidan önce bir yardımcısını Genelkurmay Başkanlığına gönderir. Arkasından da dayanamayıp kendisi gider.
Gelen bilgiler Hulusi Akar ile paylaşılır. Komutan önce Türk hava sahasını kapatma emri verir, arkasından da Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak’tan, Kara Havacılık Okuluna gitmesini ve “çaktırmadan” durumu kontrol etmesini ister.
Gerek hava sahasının kapatılması gerekse karargahtaki hareketliliğin Hulusi Akar’ın yaveri Yarbay Levent Türkkan tarafından örgüte bildirilmesi darbe girişiminin öğrenildiğinin anlaşılmasına sebep olur. Yarbay Levent emniyet ifadesinde bütün bunları açık açık anlatıyor. Hatta komutanın odasını aylarca dinlediklerini de itiraf ediyor.
Yukarıda da belirttiğim gibi aynı saatlerde Akıncı’daki sivil imamlardan Kemal Batmaz, panikle Pensilvanya’yı arayarak yeni talimat almaya çalışmakta ama teröristbaşına ulaşamamaktadır.
Çok özet anlatıyorum. Bu hususlarda çok külliyatlı ifadeler ve belgeler var.
Devam edelim.
Girişimin deşifre edilmesinden sonra bence Akıncı Üssündeki Adil Öksüz ve diğer sivil imamların inisiyatif almalarıyla girişimin saati değiştirildi ve erkene alındı.
Bu noktada yeni planlamayı Akıncı Üssü Komutanı Hakan Evrim ve o tarihte Yüksek Askerî Şûra Üyesi olan “kızaktaki havacı Orgeneral” Akın Öztürk’ün yaptığına inanıyorum.
İşte o saat itibariyle darbeciler Genelkurmay karargahındaki komutanlar başta olmak üzere tutuklamalara başladı.
Bu noktada iki hususa dikkat etmekte fayda var:
FETÖ darbe girişimini öne aldı ama tüm unsurlar aynı saate senkronize edilemedi.
Birincisi, TÜRSAT’a giderek televizyon yayınlarını kesmekle görevlendirilen STV’nin teknik servis çalışanları kendilerine yeni bir emir gelmediği için harekete geçemediler. Gerilim içinde Mustafa Kemal Mahallesindeki bir evde beklemeye çekildiler. TV’den olup biteni izlemelerine rağmen talimat gelmediği için beklemeyi sürdürdüler. Gece yarısından sonra TÜRKSAT’a doğru giderken Jandarma Polis tarafından yakalandılar. Bu hususta kendilerinin emniyet ifadelerinde her şey alıyor.
İkincisi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Marmaris’teki ikametinde enterne etmekle görevli İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanı Gökhan Şahin Sönmezateş’e darbe saatinin erkene alındığının bildirilmemesi. Hain Sönmezateş, bir sürü yalanın dolanın içinde kalkışmanın öne alındığının kendisine bildirilmemesini “ihanet” olarak nitelemişti.
Bir de her aklı başında insan evladı, böylesine sofistike sosyal olaylarda toplum mühendisliğinin mümkün olmadığını iyi bilir. Ortalığın ana baba günü olduğu, yüzlerce şehit ve binlerce yaralının olduğu bir süreçten planlayanların (yani tiyatroyu kurgulayanlar) istedikleri sonucu garanti edebilmeleri mümkün değildir. Sosyal olayların “sağlaması” yoktur. Bunu birinci sınıf sosyoloji öğrencisi bile bilir.
Bu hususta yazacak daha çok şey var. Zamanı gelince devam ederiz.
Ama bütün bu gerçeklere rağmen hala “15 Temmuz tiyatroydu” diyenler alçaktır, haindir, şerefsizdir.
10. YILDÖNÜMÜNDE 15 TEMMUZ İHANETİ
