Ayhan Özmekik
İçimizdeki Putlar!!!
05 Ekim 2026, Pazartesi
İbrâhim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhim
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhim
gönlümü put sanıp da kıran kim
Asaf Hâlet Çelebi — “İbrâhim”
“Pazar pazar bu şiir de nereden çıktı?” derseniz, pazarları tefekkür etmeye biraz daha fazla vakit buluyorum. Düşündükçe de “Keşke bu kadar düşünmesem; hayat zaten çok kısa” diyorum. Ama insanın zihnine takılan sorular, takvime bakmıyor.
İnsan, başkasının putunu kolay görür. Kendi içinde büyüttüklerine ise çoğu zaman güzel isimler verir.
Birinin servete bağlılığını eleştirirken kendi makam tutkusunu hizmet aşkı sayar. Başkasının suskunluğunu korkaklık olarak görürken kendi sessizliğini hikmetle açıklar. Dün karşı çıktığı davranışı bugün kendisi yaptığında, değişenin kendisi değil, şartlar olduğunu söyler.
Oysa insan bazen ne yaptığını gayet iyi bilir. İçinde bir ses itiraz eder. Söyledikleriyle yaşadıkları arasındaki mesafeyi görür. Fakat o mesafeyi kapatmak emek ister; kimi zaman bir kazançtan vazgeçmeyi, bir çevreden uzaklaşmayı, bir makamı kaybetmeyi gerektirir.
Lakin “Çağ sana uymuyorsa sen çağa uy” putuna tutunarak kendini rehabilite eder. Bunun için de öncelikle yaptıklarının adlarını değiştirir.
Mesela…
Torpile “network”, kayırmaya “destek”, korkaklığa “denge”, haksızlık karşısında susmaya “olgunluk”, utanmamaya da “özgüven” der.
Ne çok insan gördük yanı başımızda; “denge” diye diye dengesizleşen! Herkesle iyi geçinmek uğruna kendi sözüyle ters düşen, kimseyi gücendirmemek için hakkı çiğneneni yalnız bırakan…
Böylece ölçü, davranışa göre değil, davranışı kimin yaptığına göre değişir.
En tehlikelisi de budur. İnsan kendi çevresinin yanlışlarını savunmaya alıştıkça, bir süre sonra onları göremez hâle gelir. Dostluk, sadakat, dava, hizmet… Her biri kıymetli olan bu kelimeler, hesap vermekten kaçmanın bahanesine dönüşür.
Hz. İbrâhim’den bu yana putları kırmaktan söz ediyoruz. Ama
“Kırılan putların yerine yenilerini koyan kim?”biz değilmiyiz?
Belki de baltayı hep başkasının elinde aradığımız için kendi payımızı göremiyoruz. Yıkılmasını istediğimiz düzenin küçük bir benzerini, fırsat bulduğumuzda kendi çevremizde kuruyoruz.
Bu yüzden insan önce kendisine sormalı: Savunduğum şey bir ilke mi, yoksa bana sağladığı imkân mı? Aynı davranışı sevmediğim biri yaptığında da böyle mi konuşurum?
Bu sorulara dürüstçe cevap vermeden içimizdeki putlar devrilmez. Yalnızca isimleri değişir.
Yazık ki yazık… Ortada çürümenin gayet “başarılı” bir halkla ilişkiler departmanı kalır.
İçimizdeki Putlar!!!

New York’ta Poz Çok İhracat Az!

Hormonlu İtibarın Ömrü Kısadır

Ümit Yenişehirli yazdı
HEDEF DEVLETİN TASFİYESİDİR
Çin neden sessiz?
Kanada'da Kızılderililere uygulanan 'Kültürel Soykırım' ve Vatikan'ın rolü
ölüm her birimizin içinde sessizce bekleyen bir misafirdir.
TÜRK OCAKLARI'NIN ALACAKARANLIK DÖNEMİ

SURİYE’DEKİ GELİŞMELER NE ANLAMA GELİYOR?

ÖCALAN’IN MUHATAP ALINMASI DOĞRU BİR TERCİH Mİ?

Sih diasporası siyaseti: Hindistan ve Kanada arasında bir beka mücadelesi
