Muhammet Abdüssamet Aydın
YA BU YALANCI TARİH KİTAPLARINI YAKIN YA DA ARTIK DOĞRUSUNU YAZIN!
04 Temmuz 2026, Cumartesi
Zira bu kitaplarla dinine, vatanına ve milletine bağlı gençler yetişmiyor, yetişmeyecek de...
Tarihî gerçeklerden korkarak, doğrular yerine yalanlarla inşa ettiğimiz tarih sayfalarıyla nereye kadar kaç yıl daha gidebiliriz?
Hadi yakın tarihten bir-iki örnek verelim, gençlerin geçmişiyle gönül bağını kopartıp attıran o tarihi (!) yalanlara!
Örneğin Menemen'deki 3-5 meczup (!) dedikleri insanlar din için ayaklanabiliyor ama Kürt Şeyh Said, İngilizler kışkırtmasa din için ayaklanamıyor, öyle mi?
Hem de bunu, Şeyh Said ile İngilizlerin iş birliği yaptığına dair tek bir delil bulunmazken iddia etmek midir tarih yazmak?
Ayrıca hem "Şeyh Said İngiliz kışkırtması ile ayaklandı." deyip hem de aynı zamanda İngilizlere Musul ve Kerkük'ü vermek nasıl izah edilebilir ki?
Ya da "Şeyh Said ayaklanması ile ülke o kadar zor durumda kaldı ki biz de masada Musul ve Kerkük'ü İngilizlere vermek zorunda kaldık" diye yazabilmek ne kadar inandırıcı?
Zaten kimse de bu yalanlara inanmıyor artık!
Esasen olan; Şeyh Said'in, İslamın bu coğrafyadan CHP ve kadroları tarafından silinmek istendiği düşüncesi ile ayaklanmasıydı ki; İnkılabın en sert ve en ateşli yıllarında, Şeyh Said'in böyle düşünmesi için önünde makul sebepler de yok değildi...
Oysa bir devrim, devrime karşı ayaklanmanın haksızlığını, olmayan bir İngiliz iş birliği ile değil, inkılaplarının haklılığı ile izah etmeliydi ama çoğu devrim haklı olmayınca bunu hiç yapamadı....
Ya "Batum satmak!" hatası?
Bu hatayı irdelemeyen bir tarih kitabı da yakılmayı hak ediyordur...
Zira Türkiye içinde ki Mescit Dağları'ndan doğan Çoruh nehri, ülkede 466 km yol kat edip Rusya'da sadece 24 km ilerleyip döküldüğü 400 km2'lik delta ovasıyla Anadolu'nun cennet parçası olan ve %99'u Müslüman Batum'u; hiçbir askerî tehdit yokken Ruslara, birkaç bin tüfek karşılığında satmak ve devretmek nasıl bir tarihî hatadır!!
Ama buna da süslü kılıflar uydurduk tarih diye çocuklarımuza okuttuğumuz kitaplar da...
Batum'u da, Musul ve Kerkük'ü de tüfek veya para (petrol) karşılığı satma hatalarımıza "o günün şartları gereğiydi" diye mazeret üreterek doğruluk ve haklılık kazandırmamalıyız ki;
bugün evlatlarımız da hiçbir şartta vatan toprağının satılmaması, savaşmadan ve ölmeden asla terk edilmemesi gerektiği dersini, tarihte yapılan bu hatalardan çıkartabilsinler...
Sahi, siz altı sene tıp okuyup yetiştirilen doktorların hangi tarih bilinciyle(!) Avrupa'lara kaçtığını sanıyordunuz ki?
Evet yakın veya uzak tarihimizdeki hatalarla yüzleşmeyen, geçmiş hatalarımızı açıkça itiraf etmeyen hiçbir tarih kitabının Anadolu'da milli bir bilinç inşa etmeyeceği ortada...
Son bir örnek daha olsun söylemeden geçmeyelim!
Yine aynı tarih kitaplarında; 1919-1922 Anadolu direnişinin bir Osmanlı projesi olduğu da anlatılmaz!
I.Dünya Savaşı bitmesine sadece iki ay kala tahta çıkan Sultan Vahdettin Han'ın bu direnişi oluşturmak amacıyla Samsun ve çevresi için bizzat kendi yaveri olan Mustafa Kemal Paşa'yı, doğu bölgeleri için ise Ordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa'yı, Konya ve çevresi için Mersinli Cemal Paşa'yı, Marmara havalisi için Refet Bele Paşa'yı ve İstanbul ile Trakya'daki tüm silah ve askerî gücün Anadolu'ya sevkiyatını organize etmesi için ise bizzat Osmanlı Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa'yı görevlendirdiği anlatılmaz!
Gün gün Anadolu'daki gelişmeleri yine padişahın takip ettiği ve yönlendirdiği; kendisi İstanbul'da işgal altında olduğu için İngilizlerin İstanbul'da bir katliam yapmaması adına Anadolu direnişine engel oluyormuş gibi davranmak ve konuşmak zorunda kaldığı; Anadolu insanının, saltanat, hilafet, din ve vatan aşkı ile başlattığı ve sonuç aldığı bu şanlı direnişin böylece bir Osmanlı devlet aklının ürünü olduğu gerçeği yazmaz tarih kitaplarımız da...
Peki bu hakikatleri yazmadığımız sürece, bir Türk genci nasıl atası Osmanlı ve Selçuklu sevdalısı olabilir, bugün düşmanı olan çoğunluk aksine??
Vatanına ihanet etmiş padişah, yalanlarını okuyan bir Türk gencinin, 600 yıllık şanlı Osmanlı'yı anlamasını ve sevmesini beklemek beyhudedir...
Tarihî gerçeklerden korkmadan, utanmadan, manipüle etmeden; her haklıya hakkını vererek ve her hatayı hata olarak gösterek yazılmamış bir tarihin, gençlerimize millî bilinç ve devletine bağlılık oluşturamayacağını unutmayalım!
Aksine bugünki yalan tarihin, insanları, inançları ve coğrafyayı zorla kendi istediği şekilde bağlarından koparmak ve manipüle etme amacı güden dar bir anlayışın elinde kötü bir araca dönüştüğünü unutmayalım...
Sadece hakikatlerin yazdığı tarih kitaplarımız olmadan adam olamayacağız bu artık belli; biz doğruları yazalım da isterse kıyamet kopsun...
Bunu yapmak da Erdoğan'ın bu coğrafyaya en son ve en büyük hediyesi olur inşallah vesselam.

