Muhammet Abdüssamet Aydın
İRAN, ABD'LE ANLAŞMAK DEĞİL, BOMBALANIP KERBELA OLMAK İSTİYOR!
12 Temmuz 2026, Pazar
Öncelikle şunu söyleyelim ki; Pers Şii rejimi, İran'ı normal bir devlet aklı ile, yani halkını refah, adalet, huzur, güç ve saygınlık odaklı amaçlarla yönetmiyor.
Bu günki İran'ı yöneten Şii Molla idaresi; tüm resmî bayramlarını ve halka millî birlik amacıyla pompaladığı tüm resmî ideolojisini, Hz. Hüseyin'in vefatı, Kerbela Yası ve İsrailiyat sembolleri üzerinden kuran, sapkın mecusi ezoterik bir rejimdir...
Ve yıkılmış Sasani imparatorluğu üzerine kurulu bu Pers şii devlet aklı, 1400 yıldır siyasi meşruiyetini; halkına sunduğu her hangi bir erdem yada ahlaki bir üstünlük üzerinden değil, sünni islamın yarattığı ve kendilerine uyguladığını düşündürttükleri bir mağduriyet, yıkım ve kan masalları üzerinden devşiriyor..
Ve pek tabiidir ki bunu ; her yıl aylarca süren Kerbela'yı ve Hz.Hüseyin'i anma törenlerinde, kendilerinden geçerek vücutlarını zincirlerle döven, kırbaçlayan, vücutlarına kılıçlarla zarar veren milyonlarca insanın akan kanı üzerinden yükselen çığlık ve ağıtlarla, tam bir mazoşist (kendine zarar vermekten haz alan sapkınlık) ritüellerine dönen dinsel ayinlerle perçinliyor...
Evet yine aynı şii molla rejimi aynı ezoterik yalanlarla, son 20 yılda İran'ın çevre ülkeleri olan Suriye, Irak, Yemen ve Afganistan'da 6,5 milyon Ehl-i Sünnet Müslümanı da -bu Şii nefretle- sırf Sünni oldukları ve dolayısıyla -onlara göre- Hz. Hüseyin'in katili Yezidler olarak gördükleri için ölümü hak ettiklerine İran halkına inandırarak, hiçbir vicdani sorumluluk hissetmemelerini de yine bu sadist (başkasına zarar vermekten haz alan) ideoloji ile sağlamıştı. Tam anlamı ile mağdur görünüp mağdur etmek ideolojisi...
Evet tüm bu katliamlara rağmen Türkiye'nin üstün katkısı ile coğrafyadaki Şii hegomonya 2 yıl önce yıkılınca, rüzgar tersine dönmüş ve savaş çevreden fitnenin anavatanı olan İran coğrafyasına dönünce İran molla rejiminin varlık sebebi ve rejimin yaptıkları (ülke kaynaklarını halka değil mezhep savaşına aktarması vs.) bizzat İran halkı tarafından sorgulanmaya başlandı.
Bunun üzerine İran molla rejimi, kendisini Suriye ve coğrafyadaki -sünnilere karşı- yaşadığı bu güç kayıpları dolayısıyla cezalandırarak, temizlemek ve aklamak amacıyla en iyi yaptığı şeyi yaparak yani mağduru oynamak için kasten kışkırtarak üstüne çektiği ABD'ye ülkesini bombalatmıştır.
Molla rejimi ülkeyi bombalatarak bir nevi Kerbela meydanında ABD'ye kendisini kırbaçlatmış, bu sayede hem kendisini halkının nazarında Kerbela mağduru bir Hz. Hüseyinmiş gibi gösterip aklayıp temizlemiş ve hem de Türkiye'yi ABD ile iş tutan bir ülke pozisyonuna getirip karalamaya çalışmıştır...
İran molla rejimi, Kerbela yas törenlerinde akan kanlarla beraber günahlarından da temizlendiğine inandırılan kendi halkına karşı, bu defa İmamları cehennem odunu Ali Hamaney'in kanı üzerinden kendisini temizlemekte ve siyasi rejimlerini korumaya çalışmaktadır.
-Çünkü İran'ın Afganistan'a bizzat soktuğu ABD'nin, Afganistan'dan aniden çekilmesi,
-İran'ın beslediği PKK'nın Türkiye ve Irak'ta silah bırakması,
-Kuzey Irak'a yerleşmiş 20 bin Türk askeri dolayısıyla ABD'yi Irak'a sokmuş olan Şii iktidarının zayıflaması,
-İsrail'in hemen tüm askerî ve lojistiğini yok ettiği Lübnan'daki Şii Hizbullah'ın neredeyse yok olması,
Ve son olarak da 70 yıldır Şii azınlığın yönettiği Suriye coğrafyasının, Türkiye'nin desteklediği Ehl-i Sünnet Ahmet Şara'ya kaptırılmasının, dünya Şii egemenliği hayalleriyle kandırılan İran halkı üzerindeki derin sarsıntısının ve rejime karşı oluşan aşırı güvensizliğin, İran rejimi tarafından başka türlü toparlaması mümkün değildi.
Hamaney kaybetmişti ve kaybeden Hamaney gitmeliydi!!!
Bu sebeplerle yenilgilerin şokunu atlatmak ve İran Şii halkının rejime tekrar sadakatini sağlamak için İran molla rejimi, oyuncu değişikliğine gitmiş, imamları cehennem odunu Ayetullah Ali Hamaney'i ABD'ye kurban olarak vermiş ve oğul Hamaney'i de yeni bir yüz yeni bir umut olarak sahaya ve sahneye sürmüştür.
Bunu yaparken de önce eski suç ortağı ABD'yi kasten kışkırtarak üzerine çekmiş, 5 bin insanını ve tüm rejim eski yöneticilerini ABD'ye altın tepsi içinde sunarak -öldürterek- halkın coğrafyadaki mezhepsel kayıplara olan büyük tepkisini böylece susturmuştur. (Unutnayın Hamaney'in ölmesinden hemen önce İran'da çıkan isyanlar da 45.000 İranlı öldürülmesine rağmen ta ki Hamaney öldürülene kadar ülkede iç gerilim hiç bitmemiştir.)
Ve sonra molla rejimi uyanıklığa devam etmiş ve rejim Hamaney'in bu ölümünü aylarca süren cenaze törenleri ile kutsayarak, Kerbela hikâyeleri ile özdeşleştirerek, başarısız Hamaney'i kahramanlaştırmış ve idealize ederek İran halkını yine en zayıf tarafından, yani Şiilik üzerinden tekrar vurarak sakinleştirip uyuşturmuştur.
Böylece şii molla rejimi; bu ölümü ve değişimi kullanarak, İran halkını tekrar konsolide edebilmiştir...
Bundan sonra rejimin izleyeceği yol şu görünüyor; ABD'yi olabildiğince oyalayarak ve asla resmi bir anlaşma yapmayarak (yaptıklarını da bozarak) mümkün olduğu kadar çok İran'ı bombalatmak ve ABD'nin artık "can sıkıntısından, bombalayacak yer kalmadığı için" kendilerini azad etmesini beklemek.
Zira Tahran'a ne kadar çok bomba düşer, kan akar ve can kaybı olursa, yeni rejim o akan kanlar ve ABD'ye savrulacak tehditler üzerinden o kadar güç ve meşruiyet toplayacaktır. Sonra mı? Sonra da sahte bir zafer ilan etmek hepsi bu...
Ayrıca aynı mollalar ABD'nin İran'ı karadan işgal planının hiç olmadığını da bildiklerinden çok rahatlar. Zira en ahmak molla dahi, ABD'nin 40 milyonluk Vietnam'da 20 yılda 4 milyon insan öldürmesine rağmen yine de Vietnam'ı işgal edemediğini, hele Çin derdi olan ABD'nin bunu asla planlamadığını biliyordur. Ölen insanlar mı? Sorun yok molla rejimi için feda edilebilir piyonlar sadece...
Son söz:
Allah'tan, bu sadist ve mazoşist İran şii molla rejiminden ülkemizi ve dünyayı en kısa sürede kurtarmasını dilerim. Bunun da ancak İran'daki Türk kardeşlerimizin Şiilikten kurtularak uyanması ile mümkün olabileceği ortada. Aksi hâlde, 1400 yıldır güçlendiğinde çevresine katliam saçan, bir güç görünce de içine kapanıp mağduru oynayan Mecusi Şii rejimi, bazen kılık değiştirse de bu coğrafyada hep varlık bulacaktır...
Bu kadim düşmana karşı Allah'ım bizlere Yavuz Sultan Selim’in basiretini versin inşallah...



