TURKNEWS
CIA göreviyle sahne alan Papa
Papa’nın Türkiye ziyaretinde Törkiş Medya’nın coşkusu dikkatlerden kaçmadı.
Adeta bayram havasında yayın yaptılar…
Tutup “Papa Muhipleri Cemiyeti” kursalar, şaşırmayız!
***
Mevzubahis olan Papa ise laiklik asla elden gitmez.
Amma velakin…
Hilafet sözcüğünün telaffuz edilmesi bile, laikliği ihlal kapsamına girer!
***
Avrupa Birliği’nin liderleri, 2017’de dönemin Papa’sının önünde el pençe divan durduklarında kimse çıkıp da “laikliğe aykırılıktan” falan söz etmemişti.
EKÜMENİZM
Katoliklerin Papa’sı ile Ortodoks Patrik Bartholomeos İznik’teki ayinde birlikte sahne aldılar.
***
Amerikalı Papa 14. Leo, Türkiye ziyaretini “Ekümenizm” hesabıyla gerçekleştirdi.
Hristiyan mezhepleri arasında birliği sağlamak hedefiyle Bartholomeos’u “Ekümenik Patrik” olarak sunup onu dünyadaki “Ortodoksların Lideri” yapmak istiyor.
Vatikan’ın Papa’sı, dört antik patrikhaneyi birleştirip Rus Kilisesi’ni alt etmeyi planlıyor.
Kıssadan Hisse: CIA, Papa 14. Leo üzerinden devrede!
***
Geçmişteki benzer bir örneği hatırlayalım…
ABD/CIA, vaktiyle Polonyalı Papa İkinci Jean Paul’ü Doğu Bloku’nun parçalanması hedefiyle harekete geçirmişti.
Polonya’daki “Dayanışma” sendikasının komünist rejime isyanında, işaret fişeğini Papa İkinci Jean Paul patlatmıştı.
PAPALIK MİSYONU’NUN PARÇASI
Locaefendi Fetullah, 1996’da Patrik Bartholomeos’la iki kez buluştu…
1998’de ise “Dinlerarası Diyalog” projesi kapsamında Vatikan’da Papa İkinci Jean Paul’ü ziyaret etti.
***
Fetullah Gülen, Papa’ya sunduğu mektupta şöyle diyordu:
“Papa Altıncı Paulus tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.”
ASLINDA NEDİR?
Vatikan’dan 1990 senesinin sonunda deklare edilen “Redemptoris Missio” başlıklı genelgede şöyle deniliyordu:
“Dinlerarası Diyalog, Vatikan’ın bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon, aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere, diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.”
***
Fetullah’ın aslında bir “Gizli Kardinal” olduğunu, yıllar önce -ilk kez- dile getiren rahmetli Aytunç Altındal’dı.
Altındal’ın 18 Kasım 2013 tarihindeki vefatı şüphelidir.
Zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin ciddi kuşkular vardır.
ALTMIŞ YIL ÖNCE
Gülen’in “dini cemaat” maskeli Paralel örgütünün temelini İzmir’de atmasından bir yıl önce yani 1965’te ne olmuştu?
El Cevap: 28 Ekim 1965’te Papa Altıncı Paulus’un onayı ile ilan edilen Dinlerarası Diyalog projesi, Vatikan’ın Üçüncü Bin Yıl hedefi olarak açıklanmıştı!
Uluslararası Dinlerarası Diyalog toplantıları düzenlenmesi fikri, 1990’lı yılların başında Doğu Bloku’nun çökmesiyle “hayata geçirilebilir” hale geldi.
ORGANİZASYONDAKİ SİYON
Fetullah’ın, 9 Şubat 1998’de Vatikan’da Papa ile buluşmasını sağlayan Yahudi diplomat Morton Abramowitz’dir.
Abramowitz, 1989-1991 döneminde ABD’nin Ankara Büyükelçisiydi. Şahıs, CIA mensubudur.
Fetullah, 1992’de ilk kez ABD’ye gittiğinde Abramowitz ile buluşmuştu.
Bu görüşmeyi ayarlayanlar mı, Kasım Gülek ile baldızı Aylin Devrimel Radomisli idi.
O vakitler; baldız Aylin, Pentagon’da görevli bir albaydı.
“BİRLEŞTİRME” KİLİSESİ
1950-1959 yıllarında CHP’nin genel sekreterliğini yapan Kasım Gülek ile 1958-1959’da Türkiye’deki görevine başlayan CIA ajanı Paul Henze çok yakın dosttu.
Gülek, 1954’te Güney Kore’de CIA tarafından kurulan, daha sonra ABD’ye taşınan Moon tarikatının (Birleştirme Kilisesi) Türkiye temsilcisiydi.
***
ABD-NATO, “Komünizmle Mücadele” konseptini, 1950’li yılların ortalarından itibaren inşa etti.
Moon Tarikatı da bu minvalde işlev gördü.
Sun Myung Moon’un CIA şemsiyesi altında kurduğu bu tarikatın asıl adı ‘Dünya Hristiyanlarını Birleştirmek İçin Kutsal Ruh Cemiyeti’dir.
***
CIA’in uyguladığı “Komünizmle Mücadele” konseptinin önde gelen destekçileri arasında Vatikan da yer alıyordu.
Türkiye’deki Komünizmle Mücadele Derneği’nin ikincisi Erzurum’da Fetullah Gülen tarafından kuruldu. (1963)
Yani, Vatikan’ın “Dinlerarası Diyalog” projesini “Üçüncü Bin Yıl” hedefi olarak ilan etmesinden iki sene önce!
CIA’İN KOMUTASINDAKİ PATRİKHANE
Jeostratejik Araştırmalar Merkezi Genel Müdürü Dragana Trifkoviç “Moskova’ya Karşı Batı Haçlı Seferi” başlıklı sunumunda, CIA’in Fener Rum Patrikhanesi’ni dünden bugüne nasıl yönettiğini şöyle anlatıyor:
“CIA, 11 Ağustos 1948 tarihli belgenin gizliliğini kaldırdı. Bu belgede, dönemin ABD Başkanı Truman’ın Patrik Beşinci Maximus’u istifaya zorladığı ve yerine Patrik Athenagoras’ı getirdiği görülüyor.
Bu hamlesi, Komünizmle Mücadele adı altında Moskova’ya düşmanlık yöneltmekle ve iki zıt devlet olan Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri normalleştirmekle ilgiliydi.
Bugün, Bartholomeos da bu özel operasyon konusunda Athenagoras’ın halefidir.” (Aydınlık, 28 Kasım 2025)
TALİMAT GİBİ MESAJ
Yeri gelmişken…
Athenagoras’ın, 1949’da Truman tarafından “Türkiye’ye ışınlanması” sürecinde nelerin yaşandığını görmek üzere arşivimize müracaat edelim!
***
Türkiye, 28 Mart 1949’da İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülkeydi.
Tanıma kararına imza atan, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü idi.
Bu imzadan iki ay öncesinde yani 26 Ocak 1949’da İstanbul’a gelen Rum Ortodoks Patriği Athenagoras, hemen ardından Ankara’da İnönü’yü ziyaret etti.
İnönü’ye ABD Başkanı Harry Truman’dan talimat gibi bir mesaj getirmişti!
-Mesajın ne olduğunu, söylemeye gerek var mı?
TRUMAN DOKTRİNİ
New York Metropoliti Athenagoras, 1 Kasım 1948’deki Patrik seçimini Türkiye’deki Rumlardan olan iki adaya karşı kazanmıştı.
21 Şubat 1946’da Fener Rum Patriği seçilen Maximus’u Sovyetler Birliği yanlısı olduğu gerekçesiyle zorla istifa ettiren Washington yönetimi…
Onun yerine Başpiskopos Athenagoras’ı alelacele Türk vatandaşlığına aldırttı ve Fener Rum Patrikhanesi’nin başına geçmesini sağladı!
***
Truman’ın özel uçağıyla Türkiye’ye gelen CIA’in kontrolündeki Athenagoras “Truman Doktrini’nin dinsel kısmını teşkil ediyorum!” diyordu.
ÇAĞLAYANGİL’DEN AL HABERİ
Washington’ın “zorbalık eseri” desteğiyle seçilen Patrik Athanegoras’ın Türkiye’ye gelişiyle ilgili çarpıcı bilgileri, Cavit Çağlar’ın “Fırtınalı Bir Yaşam Öyküsü” adlı hatıra kitabında buluyoruz! (Hulusi Turgut, Doğan Kitap, 2024)
Vaktiyle, Dışişleri eski bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil’in Rauf Denktaş’a anlattığı bu olayın detaylarını; 1998’de dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’tan dinlemiş, Cavit Çağlar!
***
Cavit Bey, T24’ten “embedded journalist” Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda (5 Ağustos 2024) şunları söylüyor:
“Üç aday arasından seçilen Athenagoras ortada yoktu.
Babıali’nin acar muhabirleri iz sürüyorlar…
Fener Rum Patriği’nin, Lozan Anlaşması’na göre mutlaka Türk vatandaşı olması gerektiğini tespit ediyorlar.
Yeşilköy Havalimanı’ndaki muhabirler, 1949’un 26 Ocak günü İstanbul’a önemli bir uçağın indiğinin haberini alıyorlar.
ABD Başkanı Truman’ın tahsis ettiği bu uçaktan sürpriz bir yolcu iniyor.
Yeni seçilen Patrik Athenagoras, kendisine eşlik eden Amerikan heyetiyle birlikte İstanbul’a ayak basıyor.
Aynı gün Patrikhane’de tacını giyiyor, ardından Ankara’ya giderek İsmet Paşa’yı ziyaret ediyor.”
SAHTE EVRAK
Cavit Çağlar, anlatmaya devam ediyor:
“Athenagoras’ın Patrik sıfatıyla Türkiye’ye geldiği dönemde, İhsan Sabri Bey Emniyet Genel Müdür Yardımcısı…
Genel Müdürü, ona İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri’ne gitmesi talimatını veriyor ancak konuyu açmak istemiyor.
Çağlayangil, Genel Sekreter’e gidiyor…
Genel Sekreter, kendisine ‘Athenagoras için Türkiye Cumhuriyeti nüfus hüviyet cüzdanına ihtiyaç duyduklarını’ söylüyor!
Çağlayangil, Genel Sekreter’e ‘Patrik Athenagoras’ın TC uyruklu olup olmadığını’ sorduğunda şu cevabı alıyor:
‘Reisicumhurumuz, ilgililere bunun yapılacağına dair söz vermiş, bu iş nasıl olacak, biz ona bakalım!’ (…)
Emir, büyük yerden geliyordu.
Çağlayangil, o gün devlet yönetiminde yeni bir şey öğrenmişti…
Oldu bitti haline gelmiş mevzularda araştırma yapılmayacaktı!
Çağlayangil, Nüfus Genel Müdürü ile işte bu devlet sırrını paylaştıktan sonra, Athenagoras için yeni bir kimlik hazırlandı.
Fener Rum Patriği seçilen Athenagoras, sahte evrak düzenlenmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılmıştı.”
PATRİKHANE’DE TAKDİS EDİLEN ÇİFT
Şimdi de arşivimizden bir gazete kupürünü çıkarıyoruz!
Gazeteci Leyla (Lea) Umar, 26 Temmuz 2009 tarihli Vatan’da şunları yazmıştı:
“CHP’nin eski Genel Sekreteri Kasım Gülek, Meclis’teki müzmin bekarların başında gelirdi.
Onu bazen Maçka’daki evimde ağırlardım…
Neden evlenmediğini sorduğumda ise ‘Kişiliği anneme benzeyen bir kadın tanısam hemen evlenmek isterim’ derdi.
Bir gün kapımı çaldı, açtım: Karşımda Kasım Gülek…
Kolundaki yeşil-lacivert gözleri gülümseyen genç kadını gösterdi: ‘İşte nişanlım Nilüfer!’
Ardından ekledi: ‘Buradan hep birlikte aziz dostum Patrik Athenagoras’a gidiyoruz. Nilüfer’i takdis etmesini istiyorum.’
Üçümüz, o gün Patrikhane’ye gittik…
Patrik’in takdis ettiği bu gelinle güvey Büyükada Anadolu Kulübü’nde verdikleri davetle dostlarını ağırladılar…”
***
Fetullah’ı 1975’te İzmir’deki mason locasına kaydettiren “Bir Dönemin Törkiş Gladyo Baronu” Kasım Gülek’ten söz ediyoruz.
Nilüfer Gülek, Aylin Devrimel Radomisli’nin kız kardeşidir.
Bülent Ecevit’in son başbakanlığındaki bakanlardan Tayyibe Gülek’in de annesidir.




